Türkiye’nin Biyogüvenlik Yasası tarımsal gıda zincirinde önemli bir ekonomik zarara neden oluyor

May 2nd 2012: Türkiye’nin Biyogüvenlik Yasası ile ilgili olarak düzenlenen yeni bir Ekonomik Etki Değerlendirmesi sonucunda, söz konusu yasasının uygulanma biçiminin Türkiye'nin ithalat, yem ve gıda imalatı ile hayvansal üretim sektörleri üzerinde ciddi anlamda olumsuz etkilere yol açtığı tespit edildi. 

VIEW FULL REPORT IN TURKISH (PDF 1.2 GB)

Raporun başyazarı Graham Brookes “Türkiye’de Biyogüvenlik Yasası uygulamasının önemli ekonomik zarara ve piyasalarda dalgalanmaya yol açtığına dair kesin deliller var," dedi. “Eğer Türkiye güncel ve bilimsel bir GDO onay sistemini uygulamaya sokmazsa, bu durumun gün geçtikçe daha da kötüleşeceği ve Türkiye’deki birçok işletmenin (özellikle de küçük ve orta ölçekli işletmelerin) varlığı üzerinde ciddi bir tehdit oluşturacağı, aynı zamanda da ülkenin iş ihracatını ve yatırımlarını riske sokacağı öngörülebilir.“

Araştırmanın satır başlarını aşağıdaki biçimde özetleyebiliriz:
 

  • Yasanın uygulanışı ticarette ve piyasalarda gözle görülür bir bozulmaya yol açtı ve şu ana kadarki zarar 0,8 milyar ABD dolarını aştı. Bu rakam, Türkiye gıda ve içecek sektöründeki yıllık net kârlılığın yaklaşık %33'ü ile %50'si arasına denk gelmektedir;
  • Türkiye ekonomisi üzerinde halihazırdaki yıllık maliyetinin (mevcut politikanın değişmediğini varsayarsak) eldeki veriler uyarınca, 0.7 milyar ile 1 milyar ABD doları arasında (ve hatta daha da yüksek) bir rakama karşılık gelmesi beklenmektedir;
  • Büyük tahıl ve yağlı tohum hammaddesi tedarik eden ülkeler ile kıyaslandığında Türkiye’de GD olgularına dair onayların zamanlaması ve yapısındaki aykırılıkların daha da çoğalacağı hesaba katıldığında ve yeni özelliklerin hızla “kullanım alanına” girmiş olduğu ve küresel tarımda uygulanacağı kabul edilen mevcut/yeni "çoklu gen transferi" özellikleri göz önüne alınırsa, olumsuz etkinin daha da artması muhtemeldir;
  • Yasanın uygulanışı hukuki ve ticari belirsizliği büyük ölçüde arttırmış; ticari güveni azaltmış ve de bunun sonucunda olumsuz ekonomik etkiyi ve bakış açısını daha da ilerletmiştir;
  • Kârlılıktaki düşüş, belirsizlikteki ve piyasa dalgalanmalarındaki artış işleme tesislerinin Türkiye'nin dışında yeniden konumlandırılmasına neden olabilir; bunun sonucunda da Türkiye’deki iş ve yatırımlar dışarı aktarılacağı için gelir seviyesi ve istihdam yaratma oranları düşecektir;
  • Türkiye gıda sektörüne hâkim durumdaki küçük ve orta ölçekli işletmeler en büyük risk grubudur;
  • Geleneksel hammadde tedarikçileri ticari olarak büyük bir dönüşüm içerisinde bulunmaktadırlar (GDO üreticisi ülkeler). Bu yüzden bu ülkelerin Dünya Ticaret Örgütü'nde (WTO) Türkiye'ye karşı şu anki piyasa değeri 1,1 milyar ABD dolarının üzerinde olan şikayet / karşı duruş olasılıklarını da artırmaktadır. 

Bu, ciddi anlamdaki olumsuz ekonomik etkilerden kurtulmak için, Türkiye'deki GDO yönetmelikleri bilimsel temelli bir onay sistemi temelinde güncel şartlar uyarınca uygulanmalıdır.

Daha ayrıntılı bilgi için, lütfen Graham Brookes ile temasa geçiniz: Tel +44(0) 1531 650123. www.pgeconomics.co.uk

Full report in Turkish ~ English